* TÜRK TEZHİB SANATI * Müzehher Özdallı BİCE

ZER-EFŞAN  TEZHİB   KURSU


Sitemizin internette  ilk kez yer aldığından bu yana geçen 15 yılı aşan sürede bize ulaşan mesajlarınızın  önemli bir kısmı Hat, Tezhip, Minyatür, Ebrû gibi geleneksel Türk Sanatlarını öğrenmek isteyenlerin “adres sorma” taleplerini içermekteydi.

Bunu dikkate alarak bu websitesinde eserlerinden bazılarını görebildiğiniz müzehhibe Müzehher Özdallı BİCE’den tezhib öğrenmek isteyenler için Ankara’da Tezhib Kursu organize edilmiştir.

Geleneksel tarzda “usta-çırak” ilişkisi çerçevesinde Tezhib eğitimi alarak “eser üretecek derecede tezhib öğrenmek” isteyen Ankara’daki ve sadece bayan istekliler telefonla (0505-452 58 08) başvurdukları takdirde talepleri değerlendirilecek ve bilgilendirileceklerdir.


KURS HAKKINDA BİLGİLER:

* Kurs Başlangıcı: Her bir sanatçı adayı için bire-bir eğitim esas olduğundan her an başvuru ve kayıt mümkündür.

* Kurs Süresi : Haftada bir gün ; günde 2 (iki)  saattir. Bu şekilde bir yılda 40 hafta devam esas alınarak  yılda verilecek toplam 80 saatlik ders ile  kurs tamamlanır.

* Kurs Yeri: Necatibey Caddesi Gözlükçü İşhanı No. 26 Kat: 2 Daire:13 KIZILAY-ANKARA
İrtibat Telefonu: 0505-452 58 08
Zer-Efşan Tezhib Kursu’na katılım talebinizi iletmek ve kursa ilişkin ayrıntılı bilgi almak üzere   tezhib@gmail.com  adresine e-mail  ile de başvurabilirsiniz.

(*) Zer-Efşan : Kelime anlamı : Altın saçılmış ; tezhipde bir süsleme tarzı; Türkistan’da Seyhun-Ceyhun arasındaki Semerkand ovasının adı.

Müzehher Özdallı BİCE
1964 yılında İstanbul’da doğmuştur.
İstanbul Fatih Kız Lisesi 2. sınıfta iken son büyük Ta’lik hattı üstadlarındanTamburî Hafız Hattat Kemal BATANAY’ın talebesi olarak klasik Türk Sanatı ile tanışmıştır.
İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği bölümünde yüksek öğrenimine devam ederken beş ay kadar Ebru kursu almış, Kubbealtı Cemiyeti’nde Çiçek Derman ve İnci Birol ile iki yıl Tezhib çalışmıştır.
1988 yılında yapılan sınavı birincilikle kazanarak Kültür Bakanlığı Topkapı Sarayı Nakışhanesi’ne girmiştir. Burada iki yıl normal statüde, üçüncü yıl davetli  olarak üç yıl boyunca, günümüzde tezhib sanatının mümtaz isimleri olan Cahide KESKİNER, Semih İRTEŞ, Mamure ÖZ, Melek ANTEL’den tezhib eğitimi almış ve  kursu dönem birinciliği ile tamamlayıp   Tezhib Sertifikası almıştır.

TEZHİB

“ …

Tezhib , ruhun Allah’a doğru akışını “billurlaştırır”
ve Allah Kelamı’nın kutsal varlığından ortaya çıkan
ruhun yeniden bütünleşmesinde bizzat yardımcıdır.
Tezhib , kutsal metnin okunmasından ortaya çıkan
manevî enerjinin görselleşmesini mümkün kılar;
böylelikle o, sayfanın kenarında bulunurken,
hatt bizzat metni oluşturur.
Tezhib, Kutsal Kelam’ı çevreleyen hâle ve
Nur’un Kelam’ı olan Kelimenin varlığını oluşturan nur gibidir.
…”

Prof.Dr.Seyyid Hüseyin Nasr

***

TEZHİB

Tezhib sözcüğü Arapça’da “altınlama” anlamına gelir. Kelimenin kökü olan “ze-he-be” Arabça’da altın anlamındadır. Bununla beraber tezhib yalnız altınla değil günümüzde boya ile de yapılmaktadır. Bugün genellikle uygulanan teknikler altın ve boyanın terkibine dayanmaktadır. Tezhib sanatı geçmişte daha çok el yazması  değerli kitab sayfalarını süslemekte kullanılırken bugünkü uygulamalar daha çok  hat levhalarında yazının etrafını  süslemede dekoratif maksat ile kullanılmaktadır.

Tezhib doğuda olduğu kadar batıda da uygulama alanı bulmuş bir sanattır. Özellikle ortaçağda Hıristiyanların kutsal metinlerini, dua kitaplarını süslemede yoğun biçimde kullanılmıştır. Ama zaman içerisinde kitaplarda da resim öne çıkmış, tezhib yalnızca başlıklardaki büyük harfleri süslemekle sınırlı kalmıştır.

Türkler’de tezhibin geçmişi Uygurlar’a kadar uzanır. Mani dininin Uygurlar arasında yayıldığı 9. yüzyılda tezhib sanatı da görülmeye başlanmıştır. Bu dönemde İslam ülkelerinde de tezhib yaygın bir sanattı. Anadolu’ya Selçuklular’ın getirdiği tezhib sanatı, en gelişkin dönemini Osmanlı Devleti zamanında yaşamıştır.

Öte yandan 15. yüzyılda Mısır’da Memlûk sanatçıları ayrı bir üslup geliştirmişler, aynı dönemde İran’da ve ardından Timurlular’ın egemen olduğu Herat, Hive, Buhara, Semerkand gibi merkezlerde tezhib sanatı büyük gelişme göstermiştir. Herat’ta geliştirilen üslup daha sonra da İran tezhib sanatını büyük ölçüde etkilemiştir.

Osmanlı sanatçıları da 15.-16. yüzyıllarda İran’la artan ilişkiler sonucunda Herat Okulu’nun birçok özelliğini eserlerinde kullanmış, yeni terkiblere ulaşmışlardır. 18. yüzyılda Osmanlı ülkesinde klasik tezhib sanatı gerilemeye yüz tutmuş, klasik motiflerin yerini Batı sanatının etkisiyle kaba süslemeler almaya başlamıştır. 19. yüzyılda ise mimaride baskın hale gelen  batı etkisi tezhibe de tüm ağırlığı ile yansımıştır. Bu dönemde , klasik sanat eserlerinde  tek tek  kullanılan çiçek motifleri vazolar, saksılar içinde buketler halinde görülür olmuş; tezhibin asalet ve özgünlüğü yitirilmiştir.

Günümüzdeki tezhib sanatçıları ise yeniden klasik dönem tezhibine dönerek bu eşsiz sanatı asliyetine uygun bir çizgide yeniden canlandırmışlardır.

 

© 2016 Tezhib Sanatı

Theme by Anders NorenUp ↑